Yaşadığımız kentlerde, etrafımızı kullanıcısıyla sadece tüketime dayalı ekonomik ilişkilerle sınırlı bağlantılar kuran mega yapılar sarmışken; kul­lanıcıların kendi ihtiyaçları doğrultusunda geliştirdikleri, onlara farklı noktalar­dan temas edebildikleri tasarımlar ve müdahaleler önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Alışılagelmiş balış tarafından çerçevelenmiş ve "mimarlığın imkanlarının ne olabileceği" sorusunun dışlandığı bu ortamda Plankton Proj­ect; küçük ölçekte incelenebilecek ve bir nevi laboratuvar araştırması disiplini yle yaklaşılmaya imkan tanıyan konuların yaratabileceği büyük etkilere inanan tasarımcıların bir araya gelerek bu konulara dair üretimler yapabileceği bir oluşum. Günümüz akademi eğitiminin teori odaklı söz üretme etkinliğinin dışın­da yaşantıya daha fazla müdahil olmak isteyen öğrenci-yeni mezun bu yapı; işbirliğini odak noktasına koyan bir anlayış içerisinde daha derin araştırmalar yapmayı hedefler. Hayatlarının bir rutini halinde ilerleyen klasik üretim süreci­ni anlamayı-anlamlandırmayı önemser-amaçlar
Plankton Project; eleştirel olarak ortaya koyduğu ve birarada bulunma moti­vasyonlarını oluşturan bu "artık işlemediğini düşündüğü mimarlık siste­matiği"ne karşı üst ölçekten ve bilindik hiyerarşik metodlarla düşünmeyi red­dederek tavır alıyor. Öğrenci olma durumunun ve mevcut piyasa dinamiklerinin limitlerini esnetmek için üretimlerinde temel kurgunun merkezine tamamiyle insan ölçeğini yerleştiriyor.
Mimarlık, peyzaj mimarlığı, şehir-bölge planlama ve grafik tasarım gibi alan­larda öğrenci-mezun karışımı bir grup olarak biraraya gelen Plankton Project ekibi organik olarak büyümeye-küçülmeye imkan veren bir topluluk. Kendile­rine; devasa ebatlardaki su ekosisteminde bulunan, genellikle mikroskobik boyutta ve tek hücreli olmalarına rağmen mutual şekilde biraraya geldiklerinde akıntıya karşı hareket edebilme yeteneğine ulaşan, göllerde, denizlerde, akar­sularda ve hatta belirli şartlar altında buzullarda bile yaşayabilen "plankton" canlılarını metaforik olarak isim seçmelerinin nedeni de yukarıda sayılanlar. Aynı şekilde grup kendi iç organizasyonunda hiyerarşik bir mekanizmaya karşı tavır alırken işler, belirli görev bölünmeleri ve işi getirenin koordinatörlüğü ışığında kollektif bir düzlemde ilerliyor.